- Hoşgeldiniz

Yaşam Club Girişi

Üye Ol...
Şehir'de Hayat Var!

Son Üye Olan Mekanlar

DB Yaşam Twitter

Kültürel Zenginliğimiz

Edebiyat ve Müzik
Şevket Beysanoğlu’nun “Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları” kitabında 668 fikir ve sanat adamı yer almaktadır. Bunlardan 28′i şair, 171′i yazar, 193′ü bilim adamı, 46′sı ise hattat, ressam ve bestakârdır. Diyarbakır fikir ve sanat adamlarının, 62′si Osmanlı döneminden önce, 246′sı Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde yaşamışlardır. Yazdıkları eserlerin toplamı 2000′i bulmaktadır. “Halk Ozanı” ve “Hikâye Anlatan” anlamına gelen ve Diyarbakır’da halk edebiyatı denince akla ilk dengbejler gelir. Kavalla veya sazla gezen dengbejler, yöre yöre gezerek, efsaneleri, destanları anlatır. Hayatlarını bu şekilde kazanırlar. Dengbejler gittikleri yerlerin türkü ve destanlarını da yeniden derleyip geliştirirler.

El Sanatları
Geleneksel el sanatları içerisinde kuyumculuk, ipekçilik ve bakırcılık gelmektedir. İpek böcekçiliği Merkez, Kulp, Silvan ve Lice ilçelerinde yapılmaktadır. İpekli kumaşları, mendilleri, poşuları ile ünlü ilde üretim eskiye göre oldukça azdır. Toprak işleri, çömlekçilik, saraçlık, keçecilik, kilim, cicim, heybe gibi dokumacılık, işlemeli peşkir, peştamal, namaz, örtüsü yapımı, el dokuması halıcılık, ildeki diğer önemli el sanatlarıdır.

Kuyumculuk
Hala eski tip üretimini sürdüren ailelerden işlenmiş ayna, gülabdan, nalin ve ziynet takılarını korumak için “pestahtah” adı verilen gümüş işlemeli sandıklar bulmak mümkündür. Kuyumculuk sanatının en büyük ismi 940′ta doğan Ahmet Çelebi’nin gerçekleştirdiği altın, gümüş ve mücevherata ilişkin ürünleri büyük ilgi görüyordu. Günümüzde altın işçiliği yapan atölye sayısı oldukça azalmıştır. Konya’da Mevlana Türbesi’nin kapısı, Bağdattaki İmam-ı Azam türbesinin nefis altın ve gümüş işlemeli kapısı, avize, şamdan ve kandilleri Diyarbakır’da yapılmıştır.

İpekçilik
Diyarbakır şehri; ipek ve pamuk üretimi açısından önemini 19. yüzyılda kırmızı kök boya ile boyanmış Diyarbakır ipliği Avrupa’da ünlüydü. Diyarbakır’ın unutulmuş iş kollarından birisi olmasına rağmen bir vakitler namı bütün bölgeyi tutmuştur. Şehirde dokunarak Sultan IV. Murad’a hediye edilen ipek otağ, dillere destandır. 1900′lerin başında kenti çepeçevre saran dutluklarda yüzden fazla koza üreticisi, yılda elli tona varan ham ipek üretirmiş. Özellikle Kulp, Silvan ve Lice ilçelerinde ipekçilik yaygındı. Bugün Silvan’da dokumacılık hala eski cazibesini korumakta ve özellikle dağ köylerinde 7 renkten oluşan desenli ve halk arasında “yemeni” olarak bilinen kilimler, çantalar, seccadeler üretilmektedir. Keçi kılında “kon” denilen siyah çadırlar, kilimler  ve kalın ipler dokunmaktadır. İlçede halıcılık, battaniyecilik, rengârenk kazaklar, çoraplar, eldivenler ve çuvallar yapılmaktadır.

Bakırcılık
Günümüzde alüminyum ve plastiğin yaygınlaşmasıyla birlikte bakır önemini yitirmiş ancak, semaver, biblo, tabak, kaşık, şekerlik, sigaralık gibi süs eşyalarının üretimi devam etmektedir.

Çinicilik
Köşk, konak ve camilerin çinileri Diyarbakır’da üretilmiştir. İznik ve klasik Osmanlı çiniciliğinin etkisini taşısa da yöresel motiflerde farklılık görülmektedir. Fatih Paşa ile Nasuh Paşa camileri arasında, Zincirkıran Türbesi civarında çini fırınları bulunmakta ve Lice diğer bölgelerde de seramik ve çini yapılmaktaydı. Peygamber mesleği olarak kabul edilen çömlekçiliğe, yörede kutsallık atfedilir.

Diyarbakır Mimarisi
Diyarbakır ünlü sur ve kaleleri, camileri, medreseleri, türbeleri, dergâhları, hanları, hamamları ve köprülerinin yanı sıra sivil mimari bakımından da bölgenin en zengin örneklerini bir araya getirmiştir. Şehrin tarihi kimliğinin yanı sıra iklim koşulları sivil mimariyi etkilemiştir. Diyarbakır sivil mimarisinin oluşmasında surlar önemli bir rol oynamaktadır. Surlar kentin genişlemesini sınırladığı için sur içinde yoğunlaşma artmış evler birbirine bitişmiş, sokaklar daralmıştır.

Bu sıkışıklığın yanı sıra, mahremiyeti sağlamak için evlerin sokaklardan yüksek duvarlarla ayrılması şehri şekillendirmiştir. Roma döneminde kalan ve günümüzde de halen kullanılan kanalizasyon ağı, mimari dokunun eskiden de sıkışık olduğunu ortaya koyar. Düzensiz bir geometriye sahip olan Diyarbakır evlerinde, yazların sıcak, kışların soğuk geçmesi nedeniyle yerleşim ve yaşam avlu etrafında yoğunlaşmıştır. Diyarbakır evlerinin bütün bölümleri avlu ile bağlantılıdır. Bu avlularda bodrum ve sergah için alt kata, sofa, eyvan, ara katlar, üst katlardaki odalar ve dam için yukarıya yönelinir. Evler şehrin dar sokakları, yüksek avlu duvarları içerisie kapansa da avlu ve bahçeye girildiğinde bambaşka bir görsellik ortaya çıkar. Havuz, açık eyvan, tulumba, kuyu ve merdivenler bir avluda toplanılmıştır.  Avlularda yer alan havuzlar eve ayrı bir güzellik katmıştır. Havuzdan boşalan surlar için yapılan su kanalcıkları da havuz kadar dikkat çekicidir. Ataerkil aile yapısına uygun olacak biçimde düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra eski köylerde geniş kemerli, eyvanlı eski taş yapılarla da karşılaşılmaktadır.  Avluya açılan odalar yazlık ve kışlık olarak avlunun değişik yönlerine iklim koşulları dikkate alınarak yerleştirilmiştir. Diyarbakır surları dışında kalan evlerde de surlarda kullanılan taşların benzeri kullanılmış, üzerleri toprak damla örtülmüştür. Evlerde kullanılan ana malzeme lavların püskürtmüş  olduğu bazalt taşlarıdır.  Diyarbakır’a dışarıdan getirilen kalker taşı, pahalı olduğu için daha çok süs malzemesi olarak kullanılmıştır. Yazın sıcağa kışın da soğuğa karşı koruma sağladığı için evlerin üzeri çoğunlukla sıkıştırılmış toprak damla örtülmüştür. Evlerde en çok süslenen bölümler avluya bakan cepheler olmuştur. Duvara gömülü geometrik şekiller, dilimler, zikzaklar en yaygın olan örneklerdir. Arap’ın Köşkü, Seman Köşkü, Üstünler Evi, Azizoğulları Evi, Cemil Paşa Konağı, İskender Paşa Konağı, Cahit Sıtkı Tarancı Evi, Behram Paşa Konağı ile Ziya Gökalp Müzesi olarak kullanılan yapı Diyarbakır’ın en önemli ve tanınmış sivil mimari örnekleri arasında yer almaktadır.








  • youtube